Bakan Aydın, Ar-Ge'nin Önemine Değindi
Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Türkiye'de sosyal bilimlerin büyük desteğe ihtiyacının bulunduğunu söyledi. Hilton Oteli'nde düzenlenen Akdeniz Bölgesi TÜBİTAK Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) Günü Toplantısı'nda konuşan Aydın, sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilimi gibi alanlardaki çalışmaların geciktiğine işaret etti. Aydın, "Keşke daha önce bir sosyal bilimler kurumumuz olsaydı? Bu gelişmiş bütün ülkelerde var. Orada da bilgi üretseydik. Hiç kuşkunuz olmasın bugün ülkede siyaset çok farklı bir noktada olacaktı." dedi.
TÜBİTAK'da sosyal bilimler boyutunu güçlendirmeye karar verdiklerini belirten Aydın, bu alanda proje üreten bilim adamlarını yurt dışında ve yurt içinde desteklediklerini kaydetti. Avrupa Birliği'ne (AB) üyelikte 'kültürel sorunların' birinci engel olarak durduğunu hatırlatan Aydın, Avrupa'nın Türkiye'nin önüne dört büyük handikap sunduğunu dile getirdi. Türkiye'nin çok gibi görülen nüfusunun Avrupa için büyük bir kaynak olduğunu anlatan Bakan Aydın, bireylerin iyi eğitilmesiyle önemli bir güce ulaşılacağını anlattı. Ülkenin 'fakir' olduğunu ileri süren AB'nin nüfus meselesindeki gibi yine haksızlık yaptığına dikkat çeken Aydın, "Bir başka argümanları da 'Türkiye'nin sınırları çok problemlidir' iddiasıdır. Biz de AB'ne 'siz demokrasiyi Türkiye'ye geldiğiniz yerde tatile gönderirseniz, o demokrasi sizi yaşatmaz' diyoruz. Avrupa demokrasisinin sürdürülebilirliği büyük ölçüde Türkiye'nin bu merkezde yer almasıdır. Çünkü sadece bir ülke olarak Avrupa'nın merkezinde yer almıyor. Bu ülke aynı zamanda büyük bir coğrafyada çok sayıda devlet ve milletle organik bağı vardır. Onun için Türkiye her hangi bir ülke değildir."şeklinde konuştu. Suriye başta olmak üzere diğer komşu ülkelerin arasına çekilen perdelerin kaldırıldığını ifade eden Aydın, pek çok batı ülkesinin kendi dilini ve kültürünü öğretmesi için her türlü fedakârlığı göze aldığını söyledi.
Buna Robert Koleji'ni örnek veren Aydın, "Bu kolejler öyle hayır için açılmamıştır. Ülkeler bu kurumları aynı zamanda kendi dilini ve kültürünü anlatmak için açıyor. Batı ülkelerinin kendi içinde ciddi sorunları olmuştur. Çok enteresandır. Ama İstanbul'daki kolejlerine asla dokunmamışlardır. Dış dünyalarını karıştırmamışlar. Onları her zaman desteklemeye devam etmiştir. Çünkü iyi eğitimle birlikte o ülkelerin kültürünü, tarihini ve dilini de tanıtıyor."diye konuştu.
ÖZEL SEKTÖR AR-GE'YE AĞIRLIK VERMELİ
Türk kültürünün de bu şekilde yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Aydın, siyasal meselelerde başarılı olan ülkelerin ekonomi de -eğer bir kaza yoksa -de aynı performansı göstereceğini bildirdi. Hükümetin bilim ve teknoloji konusunda çok ciddi fedakârlığı göze almasını hatırlatın Aydın, bu faaliyetlerin sadece devletten de beklenmemesini istedi. Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkelerde hemen sonuç alınacak Ar-Ge'leri devletin çok az destek vermesinden yana olduğunu kaydeden Aydın, devletin temel araştırmalara ağırlık vermesini gündeme getirdi.
Bilim ve teknolojide realist politikaların geliştirilmesini ve hukuki altyapının düzenlenmesinin önemine değinen Aydın, bu doğrultuda hükümetin TÜBİTAK ve Ar-Ge Yasası'nı çıkardığını bildirdi. Ar-Ge'ye 2002 yılında 3 milyar lira harcama yaptıklarını açıklayan Aydın, şunları söyledi: "Bu rakam 100'lük artışla 2007'de 6,5 milyar TL.'ye ulaştı. Ar-Ge'de bu yıllar arasında dünyadaki artış hızında Çin'den sonra ikinci sırada geliyoruz. Söz konusu yıllar arasında kişi başına 42 dolar olan Ar-Ge harcamaları 100 dolar civarına yükselmiştir. Aynı zamanda araştırmacı sayısı 29 binden 60 bine yükselerek, dünyadaki en hızlı artış hızına kavuştuk. Özel sektörde benzeri bir durum söz konusudur."
2009'DA ARAŞTIRMALARA 750 MİLYON TL AYRILDI
Kamu kaynakları açısından Türkiye'de 2005 yılında araştırmalara ayrılan 345 milyon lira kaynağın 2009'da 750 milyon lira yükseldiğini bildiren Aydın, aynı desteğin bu yıl da devam edeceğini söyledi.
Aydın, özel sektörde da Ar-Ge çalışmalarına dört kat daha fazla fon ayrıldığını anlattı. Türkiye'nin çok iyi bir noktaya geldiğinin altını çizen Aydın, sözlerine şöyle devam etti: "AB'ye tam üye olma çabası içindeyiz. O zaman mukayeseyi oraya göre yapmamız lazım. Hala bizim gayrisafi yurt içi hâsılasından Ar-Ge'ye ayırdığımız pay yüzde 0.74'dür. Biz geliştik diyebilmemiz için bu rakamın yüzde 2'ye (18 milyar) ulaşması lazım. Bu AB'nin de hedefidir. Bu rakam bizi korkutmamalı. En kötü şey 'biz yapamayız, biz olamayız' düşüncesidir. Türkiye uzun süre bunun sıkıntısını çekti. 'Demokrasi bizim neyimize, olacaksa da militan demokrasi olsun.' dediğimiz anlar oldu. Bu anlayıştan Türkiye uzun süre kendisinden beklenen verimi veremedi. Bazen en önemli kurumların başında-buna bilim kurumları da dahil- bulunan kişiler beş cümle kullanıyor. İkisi cümlenin tersini aksediyor, tutarlı değil. Bu iyi bir eğitimden geçmediğimizi gösteriyor."
Ar-Ge Günü Toplantısı'na valiler, TÜBİTAK Başkanı Prof.Dr. Nüket Yetiş, bilim adamları ve sivil toplum kuruluşları da katıldı.



Yeni yorum gönder